osmanlipadisahlari.gen.tr
Osmanlı Padişahları

Ana Sayfa | Soru Cevaplar | Yeni Makale Ekle | En Son Yapılan Yorumlar











Yavuz Sultan Selim

Yavuz Sultan Selim Osmanlı Devleti'nin 9 padişahı, ilk halifesi ve 74. İslam halifesi olarak tarihe adını yazdırmış olan, son derece üstün yetenekli bir hükümdar olmaktadır. Sekiz yıllık hükümdarlık döneminde Osmanlı Devleti'ni iki kat daha büyüterek, en parlak dönemin başlangıcını yapan Yavuz Sultan Selim, hem Anadolu'da birlik sağlamış, hem de İpek ve Baharat Yollarını ele geçirerek mali anlamda devlete büyük bir gelir kapısı sağlamıştır. Yavuz Sultan Selim Trabzon valiliği sırasında babası II.Bayezid'e karşı ayaklanarak tahta geçmiştir. Bu ayaklanmada Kırım Hanı Mengli Giray'da askeri anlamda destek almıştır. 

Yavuz Sultan Selim'in Hükümdarlık Öncesi Dönemi

Yavuz Sultan Selim II.Bayezid'in oğlu olarak Amasya'da dünyaya gelmiştir. Osmanlı Devletin'deki sancak geleneğine istinaden Trabzon'a vali olarak gönderilmiştir. 29 yıl kadar burada görev yapan Yavuz Sultan Selim, buradaki devlet işlerinin yanı sıra ilim alanında da uğraşlar sergilemiştir. Alim Mevlana Abdülhalim Efendi'nin derslerini takip etmiştir. Yavuz Sultan Selim Trabzon valiliği sırasında Gürcülere karşı seferler düzenlemiştir. Bu seferlerle birlikte Kars, Erzurum ve Artvin'i Osmanlı sınırlarına katmıştır.

II.Bayezid'in son dönemlerinde Yavuz Sultan Selim Türkmenlerin ve Yeniçerilerin desteğiyle birlikte devletin kötü gidişatını durdurmak adına bürokraside ileri gelenlere karşı çıkarak tahta kendisinin geçmesi gerektiğine dair hamlede bulunmuştur. Yavuz Sultan Selim Osmanlı bürokratlarının Şehzade Ahmed'i tahta çıkarmak istemelerine rağmen harekete geçerek İstanbul'a gelmiş ve Rumeli'ye geçmiştir. Bu durum üzerine Yavuz Sultan Selim'in üzerine isyan hareketine karşı askeri birlik gönderilmiştir. Ancak Yavuz Sultan Selim asi olmadığını, sadece babasının elini öpmek için İstanbul'a geldiğini söylemiştir. Bu durum karşısında pek de inanmayan Yavuz Sultan Selim karşıtları, Rumeli Beylerbeyi Hasan Paşa'yı Yavuz Sultan Selimin üzerine göndermişlerdir. Ancak Hasan Paşa savaşmadan Edirne'ye geri gelmiştir. Bunun üzerine padişah II.Bayezid kendisi harekete geçmiştir. 

II.Bayezid Çukurçayır yakınlarındaki Yavuz Sultan Selim'in ordugahının önüne gelerek burada durmuştur. Yavuz Sultan Selim karşı taraftan saldırı gelmediği sürece kimsenin saldırmaması konusunda askerlerine emir vermiştir. Her iki taraf da savaş yapılmaması konusunda ortak bir fikirde birleştikten sonra II.Bayezid ve Yavuz Sultan Selim arasında bir anlaşma yapılmıştır. Bu anlaşmaya göre Şehzade Ahmed'in veliaht yapılmayacağı kararlaştırılmıştır. Bunun haricinde Yavuz Sultan Selim'e Rumeli'deki Semendire Sancağı da verilmiştir. Buna ek olarak yine Alacahisar ve İzvorik Sancakları da Yavuz Sultan Selim'in himayesine bırakılmıştır. Bu olay üzerinde Şehzade Ahmed Yavuz Sultan Selim'in üzerine yürümek üzere harekete geçmiştir.

Yavuz Sultan Selim'in Tahta Çıkışı

Şehzade Ahmed'in harekete geçmesi üzerine Yavuz Sultan Selim geri dönmek yerine yolda oyalanmayı tercih etmiştir.  Buradaki amacı Şehzade Ahmed'in olası bir saldırısına karşı koymaktır. Yaptığı bu hareket sonrası merkezden de tepki alan Yavuz Sultan Selim, Şah Kulu İsyanı'nı bahane ederek kaldığını söylemiştir. Bu sırada meydana gelen iki ölüm haberiyle birlikte II.Bayezid tahttan çekilmek adına iyiden iyiye düşünmeye başlamıştır. Bu ölümlerden birincisi Şahkulu ile yapılan savaşta ölen Veziriazam Hadım Ali Paşa olmaktadır. Diğeri ise II.Bayezid'in Karaman'da bulunan oğlu Şehzade Şehenşah olmaktadır. Bu iki ölüm haberiyle derin üzüntü içine giren II.Bayezid tahtan çekilmek isterken, devletin ileri gelenleri yerine Şehzade Ahmed'in geçmesi konusunda padişaha baskı yapmışlardır. Ancak yeni veziriazam olan Hersekzade Ahmed Paşa bu görüşe karşı çıkmıştır. O tahta Yavuz Sultan Selim'in geçmesini savunmuştur. Ancak bu görüş diğer devlet adamlarına karşı fayda göstermemiştir. Padişah ve diğer ileri gelenler Şehzade Ahmed'in tahta çıkması konusunda ortak kararda olduklarını belirttiler. Bu durum sonrası Rumeli beyleri çağrılarak Şehzade Ahmed'e itiraz etmemeleri konusunda söz alınmıştır. Ancak Yavuz Sultan Selim'i destekleyen Rumeli beyleri II.Bayezid'e "Senin sağlığında başka padişah istemeyiz." diyerek, Şehzade Ahmed'in tahta geçmesini önlemişlerdir. Bu sırada Filibe'de bulunan Yavuz Sultan Selim tüm bu olanlarla ilgili haberleri adamlarından almıştır.

II.Bayezid'in devletin ileri gelenleri ile aldığı karar sonrası Yavuz Sultan Selim 40 bin kişilik ordusuyla harekete geçerek yapılan anlaşmaya uymadığı gerekçesiyle babasının üzerine yürümüştür. Bu hareketi sonrası yapılan savaşta Yavuz Sultan Selim babası karşısında mağlup olmuştur. Alınan yenilgi sonrası Kefe'ye giden Yavuz Sultan Selim'den sonra Şehzade Ahmed derhal İstanbul'a çağrılmıştır. Ancak Veziriazam Hersekzade'de Yavuz Sultan Selim gibi düşünerek anlaşmaya uyulması gerektiğini padişaha söylemiştir. Ancak bu sözlere rağmen Şehzade Ahmed İstanbul'a getirilerek padişah ilan edilmiştir. Ancak Yeniçeriler Şehzade Ahmed'in hükümdarlığını tanımayarak isyan etmişlerdir. Yavuz Sultan Selim'e karşı sadık olan Yeniçeriler, tahta onun geçmesi gerektiğini söylemişlerdir. Bu durum üzerine Şehzade Ahmed tekrardan Anadolu'ya dönmüştür. Bu olay sonrası II.Bayezid zor durumda kalarak Yavuz Sultan Selim'i İstanbul'a çağırmıştır. İstanbul'a gelen Yavuz Sultan Selim'e tahttan çekilmek istemeyen II.Bayezid ilk önce İran Seferi için seferi için Serdarlık görevi vermek istemiştir. Ancak Yavuz Sultan Selim bu teklifi reddetmiştir. Askerin de Yavuz Sultan Selim'den yana olması ve bazı devlet adamlarının da Yavuz'u desteklemesi üzerine II.Bayezid tahttan çekilerek hükümdarlığı Yavuz Sultan Selim'e teslim etmiştir. Tahtı Yavuz Sultan Selim'e teslim eden II.Bayezid Dimetoka'ya giderken yolda vefat etmiştir. Birçok kaynakta bu ölümün hastalıktan ve yaşlılıktan olduğu söylenmektedir. Ancak halk arasında bu olayda Yavuz'un parmağının olduğu da konuşulmuştur. 

Yavuz Sultan Selim'in tahta geçmesiyle birlikte durumu hazmedemeyen Şehzade Ahmed Konya'da hükümdarlığını ilan ederek Yavuz'a karşı çıkmıştır. Bu durum sonrası üzerine de Bursa'yı ele geçiren Şehzade Ahmed, Bursa Subaşısını da öldürterek kendi adına hutbe okutmuştur. Ancak Yavuz Sultan Selim bu duruma hemen müdahale ederek Şehzade Ahmed'in komutanını Bursa'dan çıkartmıştır. Bununla birlikte ayrıca Şehzade Ahmed'le sürekli iletişimde bulunan Sadrazam Koca Mustafa paşayı idam ettirmiş ve yerine Hersekzade Ahmet Paşa'yı göreve getirmiştir.

Tahttaki yerini daha da sağlamlaştırmak isteyen Yavuz Sultan Selim harekete geçmiştir. Önce ölen şehzadeler Mahmut ve Alemşah'ın oğullarını oğullarını ortadan kaldırmıştır. Öz ağabeyi Şehzade Korkut'u Saruhan Sancakbeyliği'ne tayin etmiştir. Ancak ağabeyinin isyan etmesi ihtimaline karşı bir oyun hazırlayan Yavuz Sultan Selim, ağabeyine bazı devlet adamlarının ağzından kendisinin tahta çıkarılması konusunda mektuplar göndermiştir. Aldığı cevaplarla şüphelerini doğrulayan Yavuz Sultan Selim Manisa'yı kuşatarak ağabeyini yakalatmış ve boğarak öldürmüştür. Benzer şekilde Şehzade Ahmed'e de bir mektup gönderen Yavuz Sultan Selim, devlet adamlarının Şehzade Ahmed'den yardım istediğine dair sözler sarf edilen bir mektup yazdırmıştır. Bu mektup üzerine Şehzade Ahmed Bursa'ya hareket etmiştir. Ancak Yenişehir Ovası'na geldiğinde onun da kaderi Şehzade Korkut'la aynı olmuştur. Yapılan mücadelede yakalanan Şehzade Ahmed boğdurularak öldürülmüştür. Bu olayla birlikte Yavuz Sultan Selim artık tahtın tek varisi olarak hükümdarlığını sağlamlaştırmıştır.

Yavuz Sultan Selim'in İran Seferi

Yavuz Sultan Selim Osmanlı Devleti'nin sıkıntılı olduğu bir dönemde tahta geçmiştir. Özellikle de Şii Safevi Devleti'nin baskıları ve saldırıları bunun en büyük nedeni olmaktadır. Bu sorunun ortadan kalkmasıyla devletin de rahatlayacağını bilen Yavuz Sultan Selim, Safevilere karşı savaş yapmak için hazırlıklara başlamıştır. Yavuz'un bu seferdeki bir diğer amacı da doğudaki diğer tüm İslam devletlerini tek çatı altına toplamaktır. Bu amaçlar doğrultusunda 1514 yılında harekete geçen Yavuz Sultan Selim Erzincan üzerinden Tebriz'e hareket etmiştir. Son derece uzun süren bu seferde Osmanlı ve Safevi orduları 23 Ağustosa 1514 yılında Çaldıran Ovası'nda karşılaşmıştır. Safevilere karşı askeri anlamda üstün olan Osmanlı Devleti, Safevileri büyük bir bozguna uğratmıştır. Özellikle Osmanlı Devleti'nin sahip olduğu ateşli silahlar bu zaferde önemli paya sahip olmaktadır. savaş sırasında yaralanan Şah İsmail kaçarak İran'a dönmüştür. Alınan zafer sonrası Tebriz'e ilerleyen Yavuz Sultan Selim burayı zapt ederek burada bulunan tüm ilim adamlarını ve sanatçıları İstanbul'a göndermiştir. Bu ağır yenilgi sonrası Şah İsmail'in saygınlığı da büyük ölçüde gitmiştir. Çaldıran Zaferi'yle birlikte Erzincan ve Bayburt da kesin olarak Osmanlı sınırları içerisine girmiştir.

Alınan zafer sonrası daha da kararlı olan Yavuz Sultan Selim Tebriz üzerinden Karabağ'a hareket etmiştir.  Amacı İran'ı tamamen almak olan Yavuz Sultan Selim, o anki şartların müsait olmaması nedeniyle geri çekilerek Amasya'ya dönmüştür. Kışı burada geçiren Yavuz Sultan Selim, ilkbaharda İran Seferi'ne devam etmek için harekete geçmiştir. Bu sırada Amasya'da bir Yeniçeri ayaklanması meydana gelmiştir. Bu askeri ayaklanmanın nedenlerini araştıran Yavuz Sultan Selim, sebep olarak Hersekzade'nin yerine veziriazam olarak getirdiği Dukakinoğlu Ahmet Paşa'yı öğrenince Dukakinoğlu Ahmet Paşa'yı idam ettirmiştir. Bu olay sonrası İran'a sefer yapmaktan vazgeçen Yavuz Sultan Selim, sınır güvenliğini sağlamak için Doğu ve Güneydoğu'daki bazı illeri almak için harekete geçmiştir. Bu düşünce kapsamında Yavuz Sultan Selim Kemah kalesini alarak ilk hamlesini yapmıştır. Bu olaydan sonra Safevilere ve Memlüklere yardım eden Dulkadiroğulları Beyliği üzerine yürüyen Yavuz Sultan Selim, Turnadağ Zaferi ile bu beyliğe son vermiştir.
Yavuz Sultan Selim

Bu zafer sonrası Safeviler açısından önemli bir yer olan Diyarbakır'ın da alınmasına karar veren Yavuz Sultan Selim barış yoluyla burayı ele geçirmek için İdris- Bitlisi aracılığı ile şehri ele geçirmiştir. Buranın yanı sıra yine Mardin toprakları da aynı şekilde alınmıştır. Tüm bu gelişmeler sonrası Ramazanoğulları Beyliği Osmanlı Devleti ile yakınlaşarak Osmanlı'nın nüfuzunu kabul etmiştir. Bu sayede Ramazanoğulları Beyliği kendi isteğiyle Osmanlı Devleti himayesine girmiştir. Bu olayla birlikte Anadolu'da birlik sağlanmıştır.

Yavuz Sultan Selim'in Mısır Seferi

Safeviler ile ilgili olan sorunları bir süreliğine halleden Yavuz Sultan Selim bu kez yönünü Memlüklüler üzerine çevirmiştir.  Memlüklüler ile Osmanlı Devleti arasında Fatih Sultan Mehmet döneminde beri var olan anlaşmazlıklar, Memlüklülerin Safevilerle işbirliğine gitmesiyle birlikte daha da alevlenmiştir. Bu durum üzerine Yavuz Sultan Selim Memlüklülere karşı harekete geçmiştir. 5 Haziran 1516 yılında çıktığı Mısır Seferi'nde Yavuz Sultan Selim önce Antep'i ardından da Besni Kalesi'ni ele geçirmiştir. Ancak asıl mücadele Halep yakınlarında Mercidabık'ta meydana gelmiştir. Osmanlı Devleti Çaldıran'da olduğu gibi burada da ateşli silahları ve yıkıcı topları ile Memlüklülere ağır bir darbe indirmiştir. Savaş Sırasında Memlük Sultanı Kansu Gavri atından düşerek ölmüştür. Bu zafer sonrası Halep'e giren Yavuz Sultan Selim hiçbir direnme olmadan şehri zapt etmiştir. Şam, Humus ve Hama da aynı şekilde alınmıştır. Bu olay sonrası Lübnan emirleri de Osmanlı Devleti'nin hakimiyetine girmiştir.

Seferine son vermeyen Yavuz Sultan Selim daha da ilerleyerek Kudüs'e girmiştir. Buradaki kutsal yerleri ziyaret eden padişah, buradan Gazze'ye geçmiştir. Bu sırada savaş sonrası Memlük tahtına geçen Tomanbay Osmanlı Hakimiyeti'ni kabul etmeyerek kendisine gönderilen Osmanlı elçisini de öldürtmüştür. Osmanlı'ya karşı çıkan Tomanbay Venediklilerden yardım alarak Ridaniye'de top ve silahlarla bir hat oluşturmuştur. Bu savunma hattına karşı harekete geçen Yavuz Sultan Selim ve ordusu 11 günde Sina Çölü'nü geçerek Ridaniye yakınlarına gelmiştir. Memlüklüler yapılan hazırlıklar ve taktiksel saldırıya rağmen Osmanlı ordusu karşısında fazla direnç gösterememişlerdir. Yenileceğini anlayan Tomanbay özel askeri birlikleri ile Osmanl Devleti'nin komuta merkezine bir saldırı düzenlemiştir. Bu saldırıda Veziriazam Hadim Sinan Paşa öldürülmüştür. Yanlış çadıra girdiğini anlayan Tomanbay komuta merkezinden kaçarak uzaklaşmıştır. Bu olayla birlikte Ridaniye Savaşı da zaferle sonuçlanmıştır. 24 Ocak 1517'de Kahire'ye gelen Yavuz Sultan Selim  Memlüklülere ve Abbasi halifeliğine son vermiştir. Ayrıca Yavuz Sultan Selim Kahire'ye zarar vermek istemediği için Memlük halkına direniş göstermezlerse zarar vermeyeceğini söylemiştir. Ancak Tomanbay'ın gerilla tipi saldırılar uygulaması nedeniyle Kahire savaşla alınabilmiştir. Bu savaş sırasında şehrin bir kısmı yıkılmıştır. Bu zafer sonrası Yavuz Sultan Selim Yusuf Nebi Tahtına oturarak nüfuzunu göstermiştir. Ayrıca Tomanbay da derhal yakalanarak Kahire kale kapısında asılarak idam edilmiştir. Bu olay sonrası Memlük Devleti artık tamamen ortadan kaldırılmıştır.

Mısır Seferi Osmanlı Devleti'ne maddi anlamda da çok büyük fayda sağlamıştır. Büyük bir ganimet elde eden Osmanlı Devleti, tüm bu ganimetleri 80 gemi ve 20 kadırga ile İstanbul'a taşımıştır. Mısır Seferi ile birlikte Suriye, Filistin ve Mısır tamamen Osmanlı sınırları içerisine dahil olmuştur. Hicaz da bu sınırlar arasında yer almaktadır. Bu seferle birlikte Doğu ticaret yollarının kontrolü Osmanlı Devleti'nin eline geçmiştir. Kıbrıs'ta bulunan Venedikliler Memlük Devleti'ne verdikleri vergiyi Osmanlı'ya vermeye başlamışlardır. Alınan vergiler ve ganimetler sayesinde Osmanlı hazinesi dolup taşmıştır. Ayrıca Kutsal Emanetler de Osmanlı Devleti'nin eline geçmiştir ve İstanbul'a getirilmiştir. Bu sefer sonrası ticaret yolları nedeniyle Avrupa devletleri Osmanlı Devleti'ne bağlı olmak zorunda kalmışlardır. Bu durum Ümit Burnu'nun keşfine kadar devam etmiştir. Mısır Seferi'nin en önemli sonuçlarından birisi de halifeliğin Yavuz Sultan Selim ile birlikte Osmanlı'ya geçmiş olmasıdır.

Mısır Seferi sonrası Şah İsmail Yavuz Sultan Selim'e bir mektup göndererek artık aralarındaki gerginliğin son bulmasını ve Yavuz Sultan Selim'in Doğu seferine son vermesini istemiştir. Askerlerin yorgun olmasından dolayı bu teklifi olumlu karşılayan Yavuz Sultan Selim İstanbul'a dönmek için hareket etmiştir. Ancak olası bir Safevi saldırısına karşı 2 bin askerle birlikte Piri Mehmed Paşa'yı Diyarbakır'da bırakmıştır. Fırat Nehri yakınlarında bir süre bekleyen bu birlik. Safeviler tarafından herhangi bir saldırı olmayınca merkez tarafından geri çekilmiştir. 

Yavuz Sultan Selim'in Batı Seferine Hazırlanması

Başarılı Mısır Seferi sonrasında donanmaya ağırlık veren Yavuz Sultan Selim yeni bir hazırlık içerisine girmiştir. Özellikle donanma olarak hazırlıkların yoğunlaştırılması üzerine Venedikliler telaşa kapılmışlardır. Bu durum üzerine adaya asker desteği almışlardır. Ayrıca Avrupa'dan da destek almaya çalışmışlardır. Bu sırada Papa X.Leo da Osmanlı'ya karşı sefer yapmak için bir ittifak oluşturmaktadır. Bu ittifak için İspanya, İngiltere, Fransa ve Avusturya'yla görüşmektedir. Yavuz Sultan Selim'in donanma hazırlığının da bir anlamda bu olası Haçlı Seferi'ne karşı üstünlük kurmak amacıyla yapıldığı düşünülmektedir. Bu hazırlıklarla birlikte bazı devlet adamları Rodos'un fethedilmesi için Yavuz Sultan Selim'i teşvik etmeye çalışmışlardır. Ancak Yavuz Sultan Selim Fatih Sultan Mehmet dönemindeki gibi bir durumla karşılaşmamak için buna kulak asmamıştır ve hazırlıkları sürdürmüştür.

Yavuz Sultan Selim Dönemi Islahatları

  • Askeri Islahatlar
Yavuz Sultan Selim İran ve Mısır Seferleri sırasında karşılaştığı bazı olaylar nedeniyle Yeniçeri Ocağı üzerinde ıslahat yapma yoluna gitmiştir. Yeniçeriler arasında yeteri düzeyde disiplin olmadığını gören Yavuz Sultan Selim, Amasya'da meydana gelen isyanın sebebi olan kişileri ortaya çıkararak idam ettirmiştir. Bu olay sonrası Yeniçerilerin kontrolünü daha iyi sağlamak için Yeniçeri Ağası'nı saray tarafından belirleme kararı almıştır. Bu sayede ocağı devlete daha sıkı bağlamayı amaçlamıştır.

  • Donanma Üzerine Islahatları
İstanbul'ın fethinden beri Osmanlı Devleti'nin en büyük sorunlarından birisi yeterli düzeyde tersane olmamasıdır. Bu sebeple donanma alanında çalışmalar yapmak her zaman gerekli olan durumlardan olmuştur. Bunun bilincinde olan Yavuz Sultan Selim  İstanbul'da Frenkelerin tersanesiyle eş olacak bir tersane yapılması konusunda emir vermiştir. Bu amaçla Haliç'teki eski yıkık Bizans tersanesini yerine yeni tersane yapılmaya başlanmıştır. İlk başta 160 göz olan bu tersane, daha sonra 300 tezgahlı hale getirilmek için çalışılmıştır. Ancak Yavuz Sultan Selim bunu göremeden vefat etmiştir. Kurulan bu tersane Osmanlı Devleti yıkılana kadar kullanılmıştır. Donanma alanında yapılan bir diğer ıslahat görevliler üzerine olmuştur. Yapılacak olan 700 tonluk gemiler için Arap kürekçiler getirilmiştir. Memlüklerin Kızıldeniz donanma komutanı Selman Reis İstanbul'a getirilmiştir. 

  • İmar Alanındaki Faaliyetler
İmar faaliyetlerine de önem veren Yavuz Sultan Selim önce Haliç Tersanesinin kapasitesini artırmış, ardından da Konya'daki Mevlevi Tekkesi'ne su getirtmiştir. Bunun yanı sıra Medreselerin yanına sosyal ve ticari olarak hizmet verecek binalar inşa ettirmiştir. Diyarbakır Fatih Paşa Camii'ni, Elbistan Ulu Camii'ni inşa ettirmiştir. Şam'a Şam Sultan Selim Camii'sini yaptırmıştır.


Yavuz Sultan Selim'in Halifeliği

Mısır Seferi ile birlikte halifeliğin Osmanlı Devleti'ne geçmesi sonucu Yavuz Sultan Selim Osmanlı Devleti'nin ilk halifesi olmuştur. Yavuz Sultan Selim halifelikle birlikte Mısır'dan Emanet-i Mukaddes adı verilen Hz.Muhamed'in hırkası, dişi, kılcı ve sancağını da İstanbul'a getirtmiştir. Aslında bu emanetlerin İstanbul'a gelmesi sonucu halifelik kesin bir şekilde Osmanlı'ya geçmiştir. 

Ayasofya Camii'nde yapılan bir tören ile Yavuz Sultan Selim kendisini kutsal yerlerin hizmetkarı olarak ilan etmiştir. Buradaki kutsal yerler Mekke ve Medine olarak ifade edilmektedir. Halifelik her ne kadar Osmanlı Devleti'ne geçmiş olsa da bu durum Osmanlı belgelerinde sıfat olarak pek fazla yer almamıştır. İlk defa resmi olarak Küçük Kaynarca Antlaşması'nda Osmanlı Padişahı'nın Rus idaresindeki Kırım'da bulunan Müslümanların halifesi olduğuna dair bir madde yer almıştır. Bu madde halifeliğin kurumsallaşması anlamında önemli bir yere sahiptir.

Yavuz Sultan Selim'in Ölümü

Yavuz Sultan Selim kısa süre tahtta kalmasına rağmen çok büyük işler başarmış bir padişahtır.  Özellikle oğlu Kanuni Sultan Süleyman'a dolu bir hazine kurulu mükemmel bir düzen bırakması sayesinde devlet altın çağına girmiştir. Hatta bir rivayette devletin hazinesi kendi doldurduğundan daha fazla doldurulana kadar hazine kapısının kendi mührü ile mühürlenmesini emretmiştir. Bu vasiyet sonrası kendine sonra gelen padişahlar bunu başaramamıştır ve hazine hep Yavuz Sultan Selim'in mührü ile mühürlenmiştir. 

Yavuz Sultan Selim sırtında çıkan bir çıban sebebiyle hayatını kaybetmiştir. Aslan pençesi ya da yanıkara olarak bilinen bu çıban Yavuz Sultan Selim'in hastalanmasına neden olmuştur. O sırada Edirne'ye doğru gitmekte olan Yavuz Sultan Selim bu çıban sebebiyle vefat etmiştir. Yavuz Sultan Selim'in mezarı şu anda Sultan Selim Camii yanında yer alan mahallede bulunmaktadır. Oğlu Sultan Süleyman zamanında buraya bir türbe yaptırmıştır. 

Yayınlanma Tarihi : 07.12.2013 22:09:04

Yavuz Sultan Selim Yorumları
İsminiz 
Yorumunuz 
Güvenlik 
 Kırmızı renk ile yazılan sayıyı girin
   

Yorum Yapılmış "Yavuz Sultan Selim"

emre

Yavuz iyiydi ama babasina yaptigi yanlis hic gorulmusmudur

014-2.-08

Kullanıcı oyu: 4,5
Diğer () yorumu göster

İlginizi Çekebilecek Diğer Yazılar

Eyüp Sultan

Eyüp Sultan: Medineli Müslümanlardan olan ve hicret esnasında Hz. Peygamber'i kendi evinde misafir eden sahabedir. Medineli tüm Müslümanlar Peygamber efendimizi kendi evlerinde konuk etmek istiyorlardı. Bu durum üzerine Peygambe...

Padişah Lokumu

Padişah Lokumu, Osmanlıdan günümüze kadar gelen tatlılardan biridir. Osmanlı da çok güzel bir yemek kültürü vardı. Tabi bu yemek klrtürü günümüze kadar gelmiştir. Yemekleri ve hoşafı çok meşhurdu. Bunun yanı sıra tatlıları çok meş...

Sultan Murat

Sultan Murat: Osmanlı padişahları içerisinde ismi Sultan Murat olarak geçen 4 padişah bulunur. Bütün bu padişahların özgeçmişlerinden özetle bahsedeceğiz. Sultan I. Murat: Babasının adı: Orhan Gazi Annesinin adı: Nilüfer Hatun Doğ...

Emir Sultan

Emir Sultan, Osmanlı devletinin kuruluş devrinde yaşamış olan büyük bir âlim ve evliya olduğu düşünülen meşhur bir zâttır. Aynı zamanda Yıldırım Bâyezîd Hanın da damadıdır. Nesebi ve HayatıSoyunun hazret-i Hüseyin’e dayandığı iddi...

Padişah Ahmet

Padişah Ahmet, 18 Nisan 1590 yılında Manisa' da doğmuş ve 22 Kasım 1617 yılında İstanbul'da vefat etmiştir. Padişah Ahmet 14. Osmanlı padişahı ve 93. İslam halifesi olmuştur. Padişah Ahmet'in babası 3. Mehmet ve annesi Handan Vali...

Handan Sultan

Handan Sultan, 1576 yılında dünyaya gelmiştir. Tam ismi Devletlu İsmetlu Handan Valide Sultan Aliyyetü'ş-Şan Hazretleri idi. Doğduğunda adı Helen olan Handan Sultan aslen Rum asıllıdır. Güzelliğinden dolayı o  dönemin Manisa sanca...

Tanzimat

Tanzimat, Gülhane Hatt-ı Hümayunu yani Tanzimat Fermanı ile birlikte başlayan, Osmanlı Devleti’nin yenileşme hareketlerine yöneldiği dönemi ifade eder. Sultan Abdülmecid’in tahta oturmasıyla yaptığı ilk iş Tanzimat Fermanı’nı i...

Osman Gazi

Osman Gazi, Osmanlı Beyliği ve Osmanlı Hanedanı'nın kurucusu ve ilk padişahıdır. Halime Hatun ile Ertuğrul Gazi'nin oğludur. Anadolu Selçuku Devleti'nin uç beyiyken 1299 yılında bağımsızlığını ilan etmiştir. O dönemde Moğol İstila...

Osmanlıda Harem

Osmanlıda harem, sarayın iç kısmındaki avluya bakan bir kısımdır. Hanede bulunan kadınların yabancı erkeklerle karşılaşmadan bulunduğu ortamdır. Osmanlıda harem denilen yerde en az 400 en fazla ise 1600 kadın bulunab...

Osmanlı Duraklama Dönemi

Osmanlının Duraklama Dönemi: 1579-1699 yılları arasında ve  Sokullu Mehmet Paşa'nın ölmesi ile başlayan dönemdir. Deneyimsiz kişilerin tahta geçmesi, merkezi yönetimin bozulması, devlet yönetiminde otoritenin bozulması, devlete ol...















Gizlilik İlkeleri | Güvenlik İlkeleri | İletişim | Site Haritası | Yardım Forumları

Osmanlı Padişahları, Sitede yer alan grafiklerin tüm hakları saklıdır. Kopyalayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır. Sitede yer alan bilgiler sadece bilgilendirme amaçlı olup, kullanımına, uygulanmasına, satın alınmasına, delil gösterilmesine veya tavsiye edilmesine aracılık etmez. Sitemizdeki bilgiler, hiç bir zaman kesin bilgi kaynağı olmayıp, kullanıcılar tarafından eklenmiştir veya yorumlanmıştır. buradaki bilgiler sitemizin asıl görüşlerini içermeyebileceği gibi hiçbir taahhüt ve tavsiye yerine de geçmez.

Aralık - 2017